2009 Liderler Konferansı İzlenimlerim…

Bugün Turkcell – İŞTCell in sponsorluğunda düzenlenen 2009 Liderler konferansına davetliydim. Mekan olarak Çırağan Sarayı seçilmişti. Türkiye’ye yön veren markaların liderleri ve üst düzey yöneticilerinin orda olmasının mekan seçiminde büyük rol oynadığı gözden kaçmıyordu 🙂 Konferansın açılışında henüz 8 yaşındaki küçük kemancı Elif Ece Canseve’yi dinleyerek güzel bir giriş yaptık. Sonrası ise yazının devamında….

Turkcell İletişim ajansına nazik daveti için teşekkür ederek nasıl zaman geçirdiğimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Konferans 2 bölümden oluştu ve konuşmacı ‘Modern Rekabet Stratejileri’ oluşturma konusunda dünyanın en önemli otoritesi olarak kabul edilen, dünyanın önde gelen şirketlerine strateji danışmanlığı yapan Harvard Business School profesörlerinden Michael E. Porter’dı. Kendisini dinlemek büyük keyifti diyebilirim. Özellikle Amerikadan Türkiye’yi bu kadar iyi okuyabilen birini dinlemek keyif vericiydi. Sunumdaki Türkiye ile ilgili pek iç açıcı olmayan rakamlar her ne kadar yüzümüzü düşürse de; geleceğe dair Türkiye için ön görülenleri dinlemek işin güzel tarafıydı.

Türkiye’nin çok büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirten Porter ilk sunumunda “Türk Liderlere Çıkarımlar” başlığı altında strateji üretmenin ana kurallarını, rekabetçi yaklaşımı belirlemek ve geliştirmek için yapılması gerekenleri, rekabette liderlerin rolünü ve ekonomik krizde belirlenebilecek stratejileri anlattı.

Konferansın ikinci bölümünde ise Türkiye’nin ekonomik stratejisi ve iş dünyasının rolü mercek altına alındı. Prof. Porter, ulusal rekabetin belirleyicilerini açıkladığı konuşmasında Türkiye’nin pozisyonunu değerlendirdi ve Türkiye için aksiyon planı önerilerini açıkladı. Porter, konuşmasında ekonomik gelişmede özel sektörün önemine de vurgu yaptı.

Sunumdan sonra Çırağan Sarayında sektörün önde gelen iş adamları ile güzel bir yemek eşliğinde sohbet etme imkanı yakalamak da bu konferansın en keyifli anlarından biriydi. INTEL Türkiye Ortadoğu ve Afrika Satış Müdürü Ege Bey ile Notebook, Netbooklar’ın  Türkiye pazarındaki durumu ve yeni projeler hakkında sohbet etme imkanı yakaladım. Turkcell Kurumsal İletişimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Koray Bey ile ayaküstü keyifli bir sohbet yapmak da ayrıca güzeldi. Daha bir çok yöneticinin katılımıyla oldukça verimli bir konferansı geride bıraktık.

Konferansın sonunda Micheal PORTER’ın kitabı olan Rekabet Stratejisi ise; günün anlam ve önemini bir ömür boyu hatırlatacak güzel bir hediyeydi. Bu nazik düşünce için de tekrar teşekkürler.

Micheal PORTER’ın sunumu esnasında kurduğu cümlelerden aklımda kalanları sizlerle paylaşmak istiyorum;

Türkiye konumu itibariyle fırsatlar ülkesi ancak çok az Türk firması bundan yararlanmış durumda…

En iyi firma diye birşey yoktur, kime hangi hizmeti verdiğiniz ve nasıl verdiğiniz önemlidir!

En iyi değil, eşsiz olmak gerekir. Bu da pazarın genişletilmesine bağlıdır…

Hedef ve Eylem Stratejinin sadece parçasıdır.

Stratejinin en önemli parçası mali yönetim, sermayenin getirisidir…

Pazar Payı tek başına hiçbirşeydir, karlılık herşeydir ! Büyük olmak değil; karlı olmak gerekiyor…

Kurumsal Stratejinin basamakları 2 ye ayrılır; Rekabetçilik ve Prensipleri
Sürdürülebilir karlılık için pozisyonunuzu belirlemeyi ihmal etmeyin !

Yöneticilerin anlayamadığı en önemli konu olumlu rekabet yaratmak !

Büyük müşterilerle çalışmak, büyük dayağı göze almaktır…

Kurumsal konumlandırma şunu anlamakla başlar; seçimleriniz ve stratejileriniz sizi nasıl karlı hale getirecek?

Ya yüksek fiyatla satacaksınız ya da düşük maliyetle üreteceksiniz!

Bir başka stratejik prensip operasyonel olarak etkili olmak! İşi iyi yürütmek, en iyi uygulamaları bir araya getirmek, zincirin tüm halkalarını (yönetim kademelerine hakimiyet) öğrenmek, …

Kendinize şu 3 soruyu sorun ! Hangi ihtiyacı karşılıyorsunuz? Kaça Satmayı Düşünüyorsunuz? Hangi Kullanıcıya satacaksınız? Bu soruların altını stratejik prensipler ile doldurun…!

IKEA’dan nefret ediyorum ama kızım sürekli IKEA’aya gidiyor. Çünkü evinin tüm eşya ihtiyaçlarını oradan karşılıyor. Peki soru şu; IKEA dünyanın en iyi mobilya firması mı? Hayır. Sorunun cevabı; taklit edilemeyecek bir hizmet veriyor olmaları!

Başarılı bir şirket kurmak istiyorsak tek bir formül yoktur ve her şirketin kendine özgü bir yapısı olmalı.. Benzersizlik budur…

Ürününüzü taklit edebilirler, ama stratejilerinizi asla… Stratejiyi taklit etmek kötü bir fikirdir…

Başarılı şirketlere zarar veren rakipleri ya da teknoloji değildir, yanlış istikamete gitmektir!

Strateji sadece lider tarafından sunulabilir, alt kademeler sadece fikir beyan edebilir…Strateji hepbirlikte belirlenmez!

Liderin yapması gereken, stratejinin disiplinini tesis etmektir!

2. Sunum Türkiye!

2001 yılını Türkiye’nin dönüm noktası olarak görüyorum. O günden bu yana olanlar, olacakların küçük bir kısmı…

Son 6-7 yılda hızlı büyüme gösterse de, Türkiye bölgede ortalama bir yerlerde… İşsizlik performansı ve gayri safi milli hasıla etkileyici konular… Heyecan verici bir düzey henüz yok ama yolda…

Sermaye yatırımı Türkiye için en önemli konu ve buna dikkat çekilmeli…

Yabancı sermaye, yeni istihdam, yeni imkanlar, yeni teknoloji demek….

İnovatif üretim ve İnovatif Kapasitede Türkiye varla yok arasında…

Ekonominizi bir sonraki aşamaya götürmek istiyorsanız, atlama yapmak istiyorsanız; herşeyi devletten beklememelisiniz. Özel sektör katılımda bulunmalı…Yeni ve inovatif fikirlere ihtiyacınız var..

Gerçekten başarılı bir ülke olmak için core prensiplere ihtiyacınız var. Tartışılmayacak prensipler! Özellikle ekonomik alanda…

Yaşam standardı verimli olmayı, verimli olmak bir ülkenin kaderini değiştirebilir… Vatandaşlarınızın yaşam standardını arttıracak herşey yapılmalı…

Doğal kaynaklarımız, lokasyonumuz verimlilik için en önemli varlıklarımız. Genç nüfus ve eğitimin düzeyi bu doğal kaynak ve lokasyon şansı ile birleştiğinde Türkiye bir yıldız olacaktır…

Türkiye’nin işbirlikçi organizasyonları, üretim yatırımına önem vermesi bu süreçte özel sektörün başarı hikayeleri yazarken; devletin süreçleri kolaylaştırması gerekmektedir.

Türkiyenin büyük bir coğrafyaya yayılıyor olması yerel ve ulusal stratejilerin bir arada uyum içinde yürütülmesi noktasında önem taşımaktadır.

Modern ekonomik gelişme süreci için öncelikler sekansı oluşturulmalı..

Sunumun sonunda kendimize sormamız gereken soru şudur…!

Bizim yatırımcı olarak Dünyaya ve Ülkemize sunduğumuz Değer Nedir?

ve buna HAZIR MIYIZ?

Konferansın ikinci bölümünde ise Türkiye’nin ekonomik stratejisi ve iş dünyasının rolü mercek altına alındı. Prof. Porter, ulusal rekabetin belirleyicilerini açıkladığı konuşmasında Türkiye’nin pozisyonunu değerlendirdi ve Türkiye için aksiyon planı önerilerini açıkladı. Porter konuşmasında ekonomik gelişmede özel sektörün önemine de vurgu yaptı.

2009 Liderler Konferansı İzlenimlerim…” üzerine bir düşünce

  1. nataliyesilbahar

    Sevgili Ercüment,
    Değerli bilgileri paylaştığın için çok teşekkür ederim. Benim de paylaşmak istediğim bir düşüncem var: Müşterinizi iyi dinleyin ve sevdiğiniz kurumlarla çalışın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir