Dijital Kimlikler ve Parmak İzleri

Dünyanın iletişim alışkanlıkları değişiyor… Üstelik hiç olmadığı kadar hızlı ve radikal. Son 20 yıl içerisinde internetin hayatımızdaki yeri vazgeçilmez olduğu gibi bireysel alışkanlıklarımıza da etki ediyor. Hatta fiziksel varlığımızın dijital bir yansımasını ortaya çıkardı da diyebiliriz. Bu dijital yansıma zamanla bir kimliğe dönüşmeye başladı ve sosyal medya hesaplarımız ile yaşayan, içerikle beslenen bir hale geldi.

Bu yeni iletişim ekosistemini kimlikler bazında farklı katmanlarda incelemek mümkün. Bireysel, kurumsal, kamusal ve siyasal olarak baktığımızda Türkiye’de her katmanda kullanılmaya çalışıldığını görüyoruz. Bu katmanlar arasında dijital ekosistem içerisinde dolaylı yoldan birbirine dokunan ve birbirini etkileyen tarafları olduğunu kabul etmek gerekiyor.

Şimdi sırayla bu katmanlara genel olarak bakalım;

Bireysel Dijital Kimlik;

digital_identity

Bugün, bireylerin dijital kimliklerinin doğrudan dijital bir vatandaşlığa dönüştüğünü görüyoruz. Dijital vatandaşların ise ikiye ayrıldığını söylemek mümkün;

Dijital Yerliler ve Dijital Göçmenler

Dijital yerliler, dijital iletişim ve cihaz dünyasının içine doğan 90’lı yılların sonrasında dünyaya gelmiş nesli kapsıyor.

Dijital göçmenler ise dijital dünya ile belirli bir yaşa ve olgunluğa eriştikten sonra tanışmış ve bu dünyaya sonradan entegre olan neslin ta kendisi… Bu ekosisteme severek ve merak ederek katılanların yanı sıra, zorla katılmak durumunda kalan kişileri de görmüyor değiliz.

Yerli veya göçmen, sosyal medyada yer alan kimliklerimiz, dijital vatandaşlığımızın en önemli parçalarından birini oluşturuyor. Sosyal ağlarda yer alan kimliklerimiz ile konuşuyor, tweet atıyor, Facebook profilimizi güncelliyor ve dijital içerikler üretiyoruz. Diğer yandan arkadaşlarımız, akrabalarımız ile iletişime geçebiliyoruz. Attığımız her adım, yazdığımız her içerik dijital ortamda kayıt altına alınırken bireysel dijital kimliklerimiz ile birer dijital parmak izi bıraktığımızın henüz farkında değiliz.

Bu parmak izlerinin sanal ve gerçek dünyada kariyerimize, kişisel itibarımıza ve en önemlisi psikolojimize büyük bir etkisi var. İşte bu noktada sosyal medyadaki varlığımızın Facebook ve Twitter’da yorum yazıp, fotoğraf yüklemekten daha derin ve büyük anlamlar taşıdığını anlayarak hareket etmek büyük önem taşıyor. 

Kurumsal Dijital Kimlik

Kurumsal tarafta ise işler biraz daha pazarlama odaklı ilerliyor. Markalar tüketicilerine bu yeni iletişim kanalından ulaşmayı keşfederken farklı yöntemler ile pazarlama iletişimi yatırımları gerçekleştiriyorlar.

Ancak bu noktada şu kısım dikkat çekiyor; markalar sosyal ağlarda insani hareketler ve refleksler kazanırken, tüketicisiyle eskisi gibi bir iletişimin işe yaramayacağını anlamaya başlıyor. İşte bu durum bugüne kadarki tüm kurumsal iletişim paradigmalarını yıkıyor ve yeniden inşa etmeye başlıyor.

Pazarlama ve marka iletişimi açısından oluşturulan kimliklerin henüz bir standardı olduğunu söylemek ise mümkün değil fakat ilerleyen dönemde etik değerler ve standartlar oturdukça, kurumsal dijital iletişimin daha doğru ve öğrenilmiş stratejiler ile hareket edeceğini göreceğiz.

Kamusal Dijital Kimlik

Kamusal alanda yıllardır süregelen alışkanlıkların dijitale tamamen ayak uydurabildiğini söylemek zor. Bu alanda henüz kamu görevlileri ve yöneticileri de yıllardır oluşan geleneksel kuralları dijital ortam ile entegrasyonda pek de cesur davranamıyor. Cesaretin yanı sıra kamusal alanın dijital entegrasyonunda bir diğer önemli konuda dijital vatandaşın, kamu hizmetlerinden mümkün olanlarının dijital ortamda da sunulmasını talep ederek kamu kurum ve kuruluşlarını dönüşüme zorlamasıdır. Kamusal hizmetlerin dijital dönüşümü sadece bir değişimi değil aynı zamanda tasarruf, hız ve esnekliği de yanında getirecektir. Gelecekte vatandaş odaklı kamu hizmetlerinin büyük oranda dijital ortama entegre olduğu ve ilişkilerin dijital zemine oturtulduğu günleri göreceğimize eminim. Özetle Kamusal hizmetlerde dijital dönüşüm kaçınılmaz olacaktır.

Siyasal Dijital Kimlik

Siyaset olgusunun en önemli iki omurga diskini “iletişim” ve “strateji” alanı oluşturmaktadır. Siyaset bu iki kritik konu üzerinde yüzyıllardır yapılıyor fakat zemini sürekli değişiyor. Bu konuda en son siyasal iletişim zemini olarak “sosyal medya” ön plana çıkıyor.

Siyasal kimliklerin “Sosyal medya”da varlık gösterebilmesi için “siyasal dijital kimlikler” büyük önem taşıyor. Tabii sadece kimlik oluşturmak değil, stratejik içerik ve uygulama da bu kimliğin en önemli taşıyıcısı oluyor. Sadece siyasal kurumlar değil, siyasi kişilikler de bu alanda varlık göstermek için bireysel kimliklerini dijital zeminde konumlandırmaya ve siyasi kurum kimliğine entegre etmeye çalışıyorlar. Son dönemde ise bağımsız siyasi kişiliklerin bireysel dijital kimlikleri ile siyaset yaptığına rastlamaya başladık.

Bu noktada ki ince çizginin ve iletişim politikalarının baştan belirlenmesi büyük önem taşıyor. Kişi veya kurum; söyledikleri, yazdıkları ve ürettikleri içeriklerle dijital siyasi parmak izleri bırakıyorlar. Siyasi kurum ve kişiler içinse söyledikleri sözlerin, bırakılan izlerin ne kadar önemli olduğunu düşünürsek, dijital kimliğin bu nokta ne kadar iyi ve stratejik yönetilmesi gerektiğini altını çizerek vurgulamak lazım.

Ve son olarak…

Dijital kimliklerimiz bugün ve yarın bizlerin siber yansımaları olmaya devam edecek. Bu siber yansımalar belki de fiziksel varlıklarımızın önüne geçeceği günler yaşayacağız.

Bireysel, kurumsal, kamusal ve siyasal olarak dijital dünyayı gerçek anlamda tanımamız ve yapıcı bir şekilde kullanabilir hale gelmemiz demokrasimiz adına da önemli bir fırsatı da bizlere sunmaktadır.

Fakat şunu unutmamak gerekiyor ki; dijital veya fiziksel nasıl iletişim kurarsak kuralım, daima samimiyet, dürüstlük, şeffaflık ve kapsayıcı diyalog kazanmaya devam edecek. Bu ortak değerler çerçevesinde dijital dünyada görüşmek üzere…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir