Hayatınızın her anının bi kadeh kırmızı keyfinde ve sevdiğinizle geçmesi dileğiyle…

Geçtiğimiz gece, eşimle tanışma yıl dönümü sebebi ile sürpriz bir yemek planı yaptım. Şimdiye kadar tüm sürprizlerimi bozan sevgilim, bu sürprizi bozamadı :) Oldukça keyifli bir akşamdı. Hava harika, mekan harika, Buzbağ şarabı enfesti… Karşımda biricik eşim… İş yoğunluğuna bi gecelik mola!


Servis ve mekandan o kadar memnun kaldık ki; Göztepe Köşebaşı Restaurant’a özenli ve ilgili servisi ve leziz menüleri için buradan bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Yolunuz düşerse; mutlaka Şaşlık Kebabı’nı tadmanızı öneririm. Fakat bu kez bir değişiklik yapıp kebabı şarapla deneyin. Ben uyumuna hayran kaldım. Bu arada; Buzbağ Rezerv  Şaraplarındaki kampanya ciddi anlamda memnun edici. Biz geceyi iki kadeh ile noktalarız derken; “bir kadeh Buzbağ Rezerv alana bir kadeh de bizden” Kampanyası gecemize ayrı bir keyif kattı. Hoş; biz kadehi geçip sişeye geçtik :) Fakat bir sişe Buzbağ Rezerv alana da bir sişe verilince; onu gelecek yıldönümümüze saklamayı uygun bulduk.

Şarap severlere bunu da not düşmüş olalım. Kaçırmasınlar.

Hayatınızın her anının bi kadeh kırmızı keyfinde ve sevdiğinizle geçmesi dileği ile ;)

Oraya Çöp Dökmeyin :)

Bugüne kadar sadece izlemekle yetindiğim bir projeydi “lagunacoupebenimolacak”.  Bir çok olumlu/olumsuz yazı okudum bu konuda. Çok fazla fikir beyan etmedim. Cem’i yüzyüze gördüğümde de başarılar dilemiştim.

Projeyle ilgili ise en çok merak ettiğim; bu projenin kurgu olup olmadığıydı. Cem bu konuda ısrarlı bir şekilde kurgu olmadığını söylüyordu. Yalan söyleyecek hali yoktu ya kocaman adamın. E tabi bu noktada başarılar dileyip yolun açık olsun demekten öteye ne denirdi ki?

Bugün karşılaştığım bir sahne ise; bu projenin terazinin neresinde olduğunu tekrar sorgulamama neden oldu. Fotoğraflarını aşağıda görebilirsiniz. Fotoğraflar kadıköy rıhtımdan… Buranın dışında başka bir kaç yerde daha gördüm, çekebildiklerim aşağıda.

Şimdi neden sorguladığımı şöyle anlatayım. Renault markası ya da başka bir marka yıllık pazarlama planlarını belirlerken; vermek istedikleri mesaj, kurgu ve daha birçok detayı; medya satın alma ve kreatif ajans ile birlikte düşünüyorlar. Zaman çizelgesini birlikte belirliyorlar. Belirlenen bu çizgide aykırı bir durum olmaması ya da tüketiciye karşı ters düşmemek için; birçok konu detaylıca konuşuluyor, eleniyor ve stratejik kararlar alınıyor.

Şimdi yukardaki fotoğraflarda yer alan ve çöp tenekesi üzerine yapıştırılmış bu stickerları Cem Batu planladıysa; bu işin baskısı, yapıştıracak adamı falan derken cepten bolca para harcıyor  demektir :) Ha yok gönüllüler ve sponsorlar varsa hadi ona da tamam diyorum.

Bu taraftan bakınca sorum şu; Renault’ya ait bir araba modelinin üzerinde olduğu stickerları belediyeye ait bir çöp tenekesinin üzerine yapıştırmanın markaya nasıl bir getirisi olur? Bende açıkçası çok pozitif bir izlenim bırakmadı. (Bu arada o çöp tenekelerinin üzerine sticker yapıştırmak yasak diye biliyorum… Hatta cezası var)

Ha diyelim ki bu proje bir kurgu ve bu da kurgunun bir parçası ve billboard yerine böyle bir plan uygulanıyor. O zaman da Cem’in söylediklerini düşünüyorum.

Açıkçası iki arada bir derede kaldım. Ama bende terazi yukardaki durumu görünce kurgu olduğuna doğru kaydı biraz.

Projenin başarılı olması ya da olmaması bana bir katkı sağlamıyor. Ben olayı marka yönüyle değerlendiriyorum sadece.

Ama daha önemli bir konu var! Ben bu fotoğraflardaki durumu ne projeye ne de Renault’ya yakıştıramadım. Sırf bunu söylemek için bu kısa yazıyı yazdım. Cem zaten detaylarını söyler biz de cevabını görürüz.

Bu arada Cem ile hiçbir sorunum yok. Aman yanlış anlaşılmasın merakla izliyor ve sonucu bekliyorum. Sadece çöp tenekesi üzerindeki bir markanın onay verdiği projeyi değerlendirdim.

İzmir Ekonomi Üniversitesi – Sosyal Medya Workshop

İzmir başka bir şehir, başka bir güzelliği var. Hele o kordonda gün batımının! İstanbul’da da deniz var, gün batımı var evet çok güzel ama İzmir’de sanki bir başka batıyor aynı güneş :) Geçtiğimiz perşembe 13 Mayısta İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin davetlisi olarak İzmir’e gitme fırsatı yakaladım. Kısa bir ziyaret olacaktı, Sabiha Gökçen Havalimanından sabah 09:55 uçağıyla İzmir, sonrasında 14:30 – 17:30 Halkla İlişkiler bölümünün iletişim dersine “Sosyal Medya” konulu konuk hoca olarak girecek, ardından 20:55 uçağıyla İstanbula geri dönecektim. Bu plana sadık kaldım ama arada 1 saat olsa da kordona gitmeyi ihmal etmedim :)

Gayet keyifli pırıl pırıl bir İstanbul sabahından rahat bir uçuş ile İzmir’e ulaştım. Havalimanında beni karşılayan Erdal Erdoğdu

büyük bir incelik ile havalimanından günlük tüm programımda bana yardımcı olmayı ihmal etmedi. Ayrıca bu organizasyonu planlayan kişiolarak beni İzmir’e davet etmesinden dolayı tüm içtenliğimle teşekkür ediyorum.

Havalimanından okula geçtikten sonra İzmir Ekonomi Üniversitesi iletişim fakültesi halkla ilişkiler ve reklamcılık bölümü öğretim görevlisi Selin Türkel’in odasına geçtik. Selin hanımda  Erdal Erdoğdu kadar bu ziyaretten çok memnundu. Tanışma faslının ardından hep birlikte yemeğe geçtik ardından okulun bahçesinde keyifli bir sohbet eşliğinde kahvelerimizi yudumladık.

Derse katılacak öğrenciler iletişim fakültesi öğrencileriydi ve onlara anlatacağım konu aslında mezun olduklarında karşılaşacakları yeni medyanın ta kendisiydi. Bu yeni medya hem markaları hem son kullanıcıyı hemde iletişim profesyonellerinin tüm anlayışlarını yeniden şekillendiriyordu.

Derse katılım çok iyiydi bu nedenle mutlu olduğumu ifade etmek isterim, tamamen dolu bir dersliğe bu konuyu anlatmak üstelik interaktif bir şekilde can alıcı sorular ile 3 saat geçirmek mutluluğuma ayrıca bir keyif kattı.

Konuştuğumuz konuların başlıkları şu şekildeydi;

1.Dijital Dünya’dan Rakamlar ve İletişim Trendleri
2.Neden Sosyal Medya!
3.Dijital Dünya’dan Örnekler
4.Sosyal Medya’da Var Olmak
5.Dijital Dünyaya Katılım Stratejisi
6.Ticari Amaçlı Kullanılabilir Dijital Araçlar
7.2010 Trendleri

Öğrencilerden gelen önemli soruların başında dijital dünya’da markanın ve kişilerin hukuki haklarının sınırı, içinde bulunduğu durum geliyordu.

3 Saati tamamladığımızda öğrenciler,  şu an ders olarak okudukları iletişim prensipleri ve halkla ilişkilerin, aslında gelecekte nasıl şekil değiştireceğini görmeleri açısından faydalı olduğunu dile getirdiler. Soru cevap şeklinde ilerleyen ders bir çok kritik soru cevap ile noktalandı.

Selin Hanımın’da bir sonraki sene düzenleyecekleri bir iletişim konferansına beni davet etmesiyle dersi kapattık. Toplu fotoğrafımızı çektik :)

Henüz üniversitelerin iletişim fakültelerinin halkla ilişkiler veya medya bölümlerinde Yeni medya çok zayıf işlenir durumda bazı üniversitelerde ise hiç işlenmiyor. Bu nedenle bu tarz workshoplar hem öğrenciler hemde okulun vizyonu açısından büyük yarar sağlıyor. Bu vizyonu ve keyfi paylaşan İzmir Ekonomi Üniversitesi yetkililerine Erdal Erdoğdu ve Selin hanıma teşekkür ediyor tekrar görüşmek dileğiyle diyorum.

Kısa sürelide olsa Kordon’u ihmal etmediğimi söylemiştim kordondan hem gün batımı hemde keyifli 1-2 kareyide sizlerle paylaşarak yazımı sonlandırıyorum.  :)


Yaptığım sunumu isteyen öğrencilerin benimle iletişimi geçmelerini rica ediyorum kendilerine mail ile gönderebilirim.

Bana ulaşmak için ercumentbuyuksener [at] gmail.com