Club VAIO ile 3 Sene!
20 Haz
2005 yılında bir çılgınlık yaparak Türkiye’de VAIO kullanıcılarını bir araya getirmek üzere Kulüp VAIO Türkiye’yi kurdum. 2006 yılı boyunca VAIO tutkunları ile 10 binden fazla kişinin olduğu bir kulüp oluştu. Kulüp çatısı altında buluşan binlerce insan ile grup grup aktiviteler düzenledik yeri geldi bowling turnuvası , yeri geldi bir brunch bazen bir kahve buluşması bizi bir araya getirdi. Bu kulübün aktif yapısı 2006 yılının sonlarında SONY’nin dikkatini çekti ve sonrasında SONY’nin teklifiyle “Club VAIO Europe” olarak hayatına devam etti. Hikayeyi detaylarıyla okumak isteyenler buradan buyursun http://www.ercument.org/?p=22
20 Haziran 2007 tarihinde “Club VAIO” sosyal medya operasyonunda Uzman Ülke Yöneticisi pozisyonunda hiçbir ofise bağlı kalmadan SONY ile bu iş ortaklığım başladı. Bugün bu iş ortaklığının 3. senesini doldurmuş bulunuyorum. Bu 3 senede bana yol arkadaşlığı yapan Ozan Akçora’ya, Cem Kıvırcık’a, Sony Online Pazarlamadan Nico Henderijckx’e ve tüm Club VAIO uzmanlarına teşekkür ediyorum. Heyecanlıyım, 3 senede çok şey yaşandı, anlatmakla bitmez o nedenle aşağıdaki fotoğraflar ile yetineceğim. Ama 3. senenin sonunda çok daha güzel şeylere imza atmak üzere 7 Temmuzda Club VAIO Europe’un davetlisi olarak ülkemizi temsilen İskoçyaya yıllık değerlendirme toplantısında bulunacağım. VAIO benim için bir markadan öte tutkunun ta kendisi, bu tutkunun hem iş yaşamımda hemde özel hayatımda nice 3 yıllar devam etmesi dileğiyle… VAIO’nun şu güzel sloganıyla bitirmek istiyorum. “Sıradan olmak mı? VAIO mu?”
Kulüp VAIO Türkiye’nin Club VAIO oluşunun 27 farklı dilde Sony Resmi sayfasında duyurulması.
Sony Club VAIO Resmi Sitesi http://www.club-vaio.com

Son Kulüp VAIO Türkiye Brunch Toplantısı


Club VAIO Uzmanları Belçika Toplantısından bir kare VAIO P Serisi elimde…

Club VAIO olduktan sonraki VAIO’cular ile ilk toplantımız.
Hayatınızın her anının bi kadeh kırmızı keyfinde ve sevdiğinizle geçmesi dileğiyle…
4 Haz
Geçtiğimiz gece, eşimle tanışma yıl dönümü sebebi ile sürpriz bir yemek planı yaptım. Şimdiye kadar tüm sürprizlerimi bozan sevgilim, bu sürprizi bozamadı
Oldukça keyifli bir akşamdı. Hava harika, mekan harika, Buzbağ şarabı enfesti… Karşımda biricik eşim… İş yoğunluğuna bi gecelik mola!
Servis ve mekandan o kadar memnun kaldık ki; Göztepe Köşebaşı Restaurant’a özenli ve ilgili servisi ve leziz menüleri için buradan bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Yolunuz düşerse; mutlaka Şaşlık Kebabı’nı tadmanızı öneririm. Fakat bu kez bir değişiklik yapıp kebabı şarapla deneyin. Ben uyumuna hayran kaldım. Bu arada; Buzbağ Rezerv Şaraplarındaki kampanya ciddi anlamda memnun edici. Biz geceyi iki kadeh ile noktalarız derken; “bir kadeh Buzbağ Rezerv alana bir kadeh de bizden” Kampanyası gecemize ayrı bir keyif kattı. Hoş; biz kadehi geçip sişeye geçtik
Fakat bir sişe Buzbağ Rezerv alana da bir sişe verilince; onu gelecek yıldönümümüze saklamayı uygun bulduk.
Şarap severlere bunu da not düşmüş olalım. Kaçırmasınlar.
Hayatınızın her anının bi kadeh kırmızı keyfinde ve sevdiğinizle geçmesi dileği ile
Oraya Çöp Dökmeyin :)
20 May
Bugüne kadar sadece izlemekle yetindiğim bir projeydi “lagunacoupebenimolacak”. Bir çok olumlu/olumsuz yazı okudum bu konuda. Çok fazla fikir beyan etmedim. Cem’i yüzyüze gördüğümde de başarılar dilemiştim.
Projeyle ilgili ise en çok merak ettiğim; bu projenin kurgu olup olmadığıydı. Cem bu konuda ısrarlı bir şekilde kurgu olmadığını söylüyordu. Yalan söyleyecek hali yoktu ya kocaman adamın. E tabi bu noktada başarılar dileyip yolun açık olsun demekten öteye ne denirdi ki?
Bugün karşılaştığım bir sahne ise; bu projenin terazinin neresinde olduğunu tekrar sorgulamama neden oldu. Fotoğraflarını aşağıda görebilirsiniz. Fotoğraflar kadıköy rıhtımdan… Buranın dışında başka bir kaç yerde daha gördüm, çekebildiklerim aşağıda.

Şimdi neden sorguladığımı şöyle anlatayım. Renault markası ya da başka bir marka yıllık pazarlama planlarını belirlerken; vermek istedikleri mesaj, kurgu ve daha birçok detayı; medya satın alma ve kreatif ajans ile birlikte düşünüyorlar. Zaman çizelgesini birlikte belirliyorlar. Belirlenen bu çizgide aykırı bir durum olmaması ya da tüketiciye karşı ters düşmemek için; birçok konu detaylıca konuşuluyor, eleniyor ve stratejik kararlar alınıyor.
Şimdi yukardaki fotoğraflarda yer alan ve çöp tenekesi üzerine yapıştırılmış bu stickerları Cem Batu planladıysa; bu işin baskısı, yapıştıracak adamı falan derken cepten bolca para harcıyor demektir
Ha yok gönüllüler ve sponsorlar varsa hadi ona da tamam diyorum.
Bu taraftan bakınca sorum şu; Renault’ya ait bir araba modelinin üzerinde olduğu stickerları belediyeye ait bir çöp tenekesinin üzerine yapıştırmanın markaya nasıl bir getirisi olur? Bende açıkçası çok pozitif bir izlenim bırakmadı. (Bu arada o çöp tenekelerinin üzerine sticker yapıştırmak yasak diye biliyorum… Hatta cezası var)
Ha diyelim ki bu proje bir kurgu ve bu da kurgunun bir parçası ve billboard yerine böyle bir plan uygulanıyor. O zaman da Cem’in söylediklerini düşünüyorum.
Açıkçası iki arada bir derede kaldım. Ama bende terazi yukardaki durumu görünce kurgu olduğuna doğru kaydı biraz.
Projenin başarılı olması ya da olmaması bana bir katkı sağlamıyor. Ben olayı marka yönüyle değerlendiriyorum sadece.
Ama daha önemli bir konu var! Ben bu fotoğraflardaki durumu ne projeye ne de Renault’ya yakıştıramadım. Sırf bunu söylemek için bu kısa yazıyı yazdım. Cem zaten detaylarını söyler biz de cevabını görürüz.
Bu arada Cem ile hiçbir sorunum yok. Aman yanlış anlaşılmasın merakla izliyor ve sonucu bekliyorum. Sadece çöp tenekesi üzerindeki bir markanın onay verdiği projeyi değerlendirdim.











