Sosyal Medya olarak etiketli yazılar
Çifte Muhabbet
23 Şub

Hayat garip. Hayat cilveli. Hayat kısa. Koca bir karmaşa hayat… Ve karmaşanın içindeki tenefüsler giderek daralıyor. Zil çabuk çalar oldu. İki cümlelik molalarda “hayat nasıl gidiyor” diyebiliyoruz yakına da uzağa da… Oysa çifte muhabbettir bi masa etrafında dostlarla edilen sohbet. Anason kokusunda yuvarlanan kelimelerin tadı başkadır oysa. Sanal bi pencerede “naber” dediğim dost; sana mezem iki nokta ve bir parantezden çok ne ola…
Aynı cümlelerle bitireceğim sözümü. Hayat garip, hayat cilveli, hayat kısa… Biz yetişkin hayatın öğrencisi koca adamlar, bugün ödevleri, dersi, bitmeyen işlerimizi kenara bırakalım. Zili duymayalım. Tenefüs bitmesin sohbet bitmeden…
Mezemiz güler yüz; muhabbetimiz bol olsun… Kadehimiz anason kokulu sohbetle dolsun dostlar…
Sosyal Medyanın Dümeni…
15 Ara
Son günlerde sıklıkla duymuş olduğumuz “Sosyal Medya“ kavramı, hem markaların, hem de sosyal medyaya dahil olan aktif kişilerin ilgisini çekiyor. Yeni bir mecra olarak adlandırılan sosyal medyanın kesinleşmiş ve yerleşmiş bir planı olmamak ile birlikte, reklamcılık konusunda geçmişi olmayan, sadece interneti iyi kullanan ve takip edilen birinin bile sosyal medya patronluğuna soyunduğu şu zamanlarda bu geminin dümenine kimler, nasıl yön veriyor bir bakmak lazım…
Türkiye’de markaların yıllardır geleneksel reklama, medyaya, tanıtım kampanyalarına ayırdığı bütçeleri ve bunların sonuçlarını düşününce, yeni nesil internet medyasının ve sosyal medyanın işinin sizce de çok daha kolay olması gerekmiyor mu? Ne yazık ki hayır!
Peki neden geleneksel medyaya göre dümeni çok daha hızlı dönen ve manevra kabiliyeti yüksek sosyal medya içinde yer alan kurum ve şahıslar, projelerini markalara kabul ettirmekte bu kadar zorlanıyor? Ayrıca bu konularla ilgili ısınma turları atan markalar ise “Sosyal Medya” ve “İnternet” gerçeğine neden bu kadar soğuk bakıyor? Son zamanlarda markalar bu ısınma turlarını bir seviye daha yükselterek sosyal medyanın içinde yer alan aktif kişilere bire bir dokunmaya ve onları dinlemeye bir nebze de olsa karar verdiler.
Bu yaşanan zorlukların, markaların ısınma turları atmasının nedenini ben şu şekilde yorumluyorum. Markaların ilgili yöneticileri, sosyal medya ve internet ile alakalı o kadar farklı sesler, fikirler, duyuyorlar ki; kime ve neye inanacaklarını şaşırıyorlar. Hatta bu kendi ajansları bile olsa!.. Yöneticiler, bu operasyonu adeta mayınlı bir araziye girmek gibi görüyorlar. Bu yüzden uzaktan, kim ne diyor ne yapmak istiyor; izliyorlar ve yakından dokunmak için bir basamak yukarı çıkarak; sosyal medyanın içindeki aktif kişilere dokunuyorlar. Bu sürecin ardından gelecek dönemde sosyal medya, değerini hızla arttırmaya devam edecek ve markaların tanıtım faaliyetlerinin çok büyük bir kısmını bu mecraya aktarması söz konusu olacak diye düşünüyorum.
Markaların sosyal medya faaliyetlerinde dümenin başına geçirecekleri kurum ya da şahıs kim olursa olsun; dikkat etmeleri gereken en önemli unsur, düzgün bir plana dayalı hareket eden, bu konularda geçmişe dair bilgi, tecrübe sahibi kurum ve şahısları tercih etmesidir. “Ben internette nerede ne olur, ne biter herşeyi bilirim, ortaya bir laf atarım 500 kişi ne desem okur, sizi de bu işlerin içine sokalım“ dümeninden uzak durmalarının altını çizerek tavsiye ediyorum.
Son SÖZ;
Sosyal medya sadece bloglardan oluşmadığı gibi, sosyal medya iletişimi de sadece bu platformlarda aktif olan kişilere teslim edilemeyecek kadar ciddi bir yaklaşım gerektirmektedir.




